operaistanbul | INSTAGRAM | OCT 19

Opera Sanata Sponsor: İbrahim Balaban, ""Bahar " İşte seyreyle gözüm, hünerini Balaban’ın İşte şafak vakti Mayıs ayındayız İşte aydınlık: Akıllı, cesur, taze, diri, insafsız… İşte bulut: Kaymak gibi lüle lüle İşte dağlar: Hem de mavi, hem de serin İşte sabah seyranı tilkilerin Uzun kuyruklarında ışık, Sivri burunlarında telaşları. İşte seyreyle gözüm: İşte karınları aç, tüyleri diken, ağzı kırmızı İşte dağ başında kurdun biri. Kendi içinde duymadın mı sen Aç kurdun öfkesini sabah vakitleri? İşte seyreyle gözüm: Kelebekler, arılar… İşte kıvıl kıvıl devranı balıkların İşte bir leylek Mısırdan yeni gelmiş. İşte bir geyik; daha güzel bir dünyanın hayvanı. İşte seyreyle gözüm; inin önünde ayı, uyku sersemi henüz Sen aklından geçirmedin mi hiç? Toprağı koklayarak, ayılar gibi dalgın yaşamayı Bala, armuda, yosunlu loşluğa yakın, İnsanın sesinden, ateşten uzak. İşte seyreyle gözüm: sincaplar, tavşanlar, İşte kertenkele, işte tosbağa, İşte üzüm gözlü eşeğimiz, bir ağaç pırıl pırıl Güzellikte insana en çok benzeyen İşte çayır çimen: Girin içine çıplak ayaklarım. İşte kokla burnum: Labadalar, ebe gömeçleri. Ellerim, ellerim dokunun, okşayın, avuçlayın, İşte anamın sütü, karımın eti, gülüşü çocuğumun. İşte sürülen toprak. İşte İnsan: dağın taşın, kurdun, kuşun efendisi. İşte çırakları, işte poturunda yamalar İşte karabasan. İşte sağrılarında kederli, korkunç oyuklarında öküzleri. On yıl mapusta yattı ama kaybetmedi Umudunu Balaban. İşte Seçköyü’nden Ali’nin kızı geliyor al taylarıyla tarlaya.